Geçtiğimiz yıllarda eski bir sanat kitabında gördüğümüz fotoğrafta, Osmanlı döneminden kalma farklı şifa tılsımlarında olan uygulamalar dikkatimizi çekmişti.Bazen dostlarımıza hediye olarak, hem de bu tür bir şeye ihtiyacı olduğunu belirten bazı müşterilerimize çalışma olarak üretmiştik.
Tılsımların çoğunda gerçek yardım ve şifanın Allah'a ait olduğu ile ilgili ayet hadis ve ifadelere çok rastlanmaktadır. Bunun anlamı her ne kadar olağanüstü güçler harekete geçirilecekse de istenen sonucu elde edebilmenin ancak Allah'ın yardımı ile olabileceğinin unutulmamasının istenmesidir.
Daire şeklindeki iki sıra yazıdan birinde şifa ayeti olarak da bilinen İsra suresi 82. Ayet-i kerimesi olan "Biz Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki, o müminler için bir şifa, bir rahmettir; zalimlerin ise sadece ziyanını arttırır" yazar. Diğeri ise İnşirah suresidir.
Orta kısımda merkezde yer alan şifa duasının etrafında Esmâ-ül Hüsna'dan üç isim yer alır. Eş Şâfî (şifa veren) El Kâfî (kullarına kâfi gelen) ve El Muâfî ( belâdan, musibetten muaf tutan ve afiyet veren) Ve son olarak da canlılık, hareket ve bereketi temsilen balık figürü.
Merkezde yer alan şifa duası peygamber efendimiz'den ( s.a.v) rivayet edilir ve şu yazar:
"Allahümme Rabbena Ezhibil-bese işfi ente'ş-şafi La şifaen illa şifaüke şifaen la yuğadiru sekamen"
3.2 cm X 2 cm boyutlarında
Zincir 55 cm
Şifa duası okunuşu:
Ezhibil-be'se rabben'nasi eşfi ve enteş'şafi la şifae illa şifauke şifaen la yugadiru sekame.
Anlamı: Bu hastalığı gider ey insanların Rabbi! Şifâ ver, çünkü şifâ verici sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur.
Öyle şifâ ver ki hiç bir hastalık bırakmasın.»” (Buhârî, Merdâ, 20; Müslim, Selâm, 46; Ebû Dâvud, Tıbb, 18, 19)
Bu isim Kur’an-ı Kerîm’de isim olarak değil fiil olarak şöyle geçmektedir: “Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.”[1] Ancak bu isim hadis-i şeriflerde hem isim hem de fiil olarak geçer.
Hz. Aişe anlatıyor: Hz. Peygamber bir hastanın yanına geldiği zaman şöyle dua ederdi: “Ey insanların Rabb’i! Bu sıkıntı ve derdi gider. Şifa ver! Zira şifa veren sensin. Senden başka şifa veren yoktur. Hastanın, tüm hastalıklarını gideren bir şifa ver!”[2]
El-Halîmî der ki: “Dua sırasında “Ya şâfî, ya kâfî” (Ey şifa veren, ey kafi gelen) demek caizdir. Çünkü Yüce Allah, şek ve şüpheleri, haset ve kini kalplerden silip gönüllere şifa verdiği gibi her türlü hastalığı, bela ve musibeti kaldırıp bedenlere de şifa verir. O’ndan başka kimsenin buna gücü yetmez. Bu yüzden bu isimle yalnız O’na dua edilir.”
Şifanın anlamı: Bedene acı ve sıkıntı veren şeylerin kaldırılması, giderilmesidir. El-Cevherî der ki: “Allah ona şifa verdi” denilir. Bu, Allah onu hastalıktan kurtarıp şifa verdi, iyileşti demektir. Şuarâ, 80. [2] Buhârî, 5675.
Maddi ve manevi dertleri giderip afiyet ve mutluluk bahşeden. Maddi ve manevi dertlere afiyet veren.
Tüm yarattığı kullarına yeten, ihtiyaçlarını gideren, kâfi gelen
El-Kâfi esması anlamı: Mevcudatın bütün ihtiyaçlarına yeten, tüm yarattıklarına ihtiyaçlarını zahmetsiz bahşeden, veren, yetişen, kifayet eden anlamına gelmektedir.
Lütfen önce giriş yapın.
Giriş Yap
Bir yorum yaz